Son 1 haftadır vize işlemleriyle uğraştım. Evrak topla, uçak rezervasyonu, otel falan derken bugün gidip konsolosluğa teslim ettim evrakları. Son bir haftadır uyku problemi çektiğimden biraz yorgundum bugün. Hatta konsoloslukta bir ara gözüm dalıp numaramın yandığını farketmeyince içeride parmak izinin alındığı odadaki kız ısrarla numaraya basıp durdu. Bir de çemkirir gibi oldu " ay kaç kez bastım görmüyor musunuz " gibisinden bir laf etti. Gözüm dalmış insanlık hali, bu kadar sinir yapmanızı gerektirecek bir şey yok yüzünüz kırışır sonra dedim.
Dedim demesine ama çıktıktan sonra da kendime güldüm yol boyu. Ben daha ekranda yanan numaramı takip edemiyorum kalkıp bir de bilmediğim bir ülkeye gideceğim. Ama yorgunluğuma veriyorum bu durumu ve kendimi anlayışla karşılıyorum (: Çok anlayışlıyımdır kendime.
Bu aralar yazmak istemediğim ama içimi kıpır kıpır eden bir şeyler var. Belki de uykusuz dolanmam bundan. Düşünmeden duramıyorum. Kafamı dağıtmak, beynimi meşgul etmek için kendimi ya bir filme ya da kitaba veriyorum gece boyunca. Sabah erkenden de dikiliyorum ayağa. Üstelik hava bok gibi. Nisan yağmurları dedikleri şey benim bildiğim, ılık havada arada bir atıştıran tipte bir yağmurdur. Ama niyeyse İstanbul'da bu nisan kapalı kasvetli bir havada geçiyor. Buna rağmen içimde dillendiremediğim bir şeyler var.
Çünkü çok saçma..
Saçma ama güzel şeyler. Ne bileyim evren mevren olayları diyip çıkayım işin içinden. Çünkü biraz daha oylanırsam işin içinden çıkmam zor olacak. Geçer, diyorum ve öylece yaşamaya devam ediyorum (:

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder