Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Haziran 06, 2010

Şaşırmayı ben ne ara bıraktım ?

Çok büyük hayal kırıkları yaşıyorum son zamanlarda üst üste. Bunlar da genellikle o en güvendiğim heybetli ve yüce dağlara kar yağması... Dostlarımdan yana hemde... Ki gerçekten de dostmuymuşlar acaba diye bir sorgu içerisindeyim. Yine de hala "dost" diyebiliyorum. Sanırım bu da benim saflığım...

En yıkılmaz sandığım duvar günü gelip yıkıldığında neden şaşırmıyorum peki?  İçimdeki bu hayal kırıkları çok güçlü oysaki... Keskin, can yakıcı ve her saniye daha derine batan. Ama canımın çok yanmasına kendimi hazırladığım halde, o sızıyı beklediğim halde yanmıyor, acıtmıyor bu kesikler. Neden? Şaşırmam gerekiyor ama şaşkın da değilim... Ben şaşırmayı ne ara bıraktım bu tip olaylara? Bu kadar hissiz, umarsız, gamsız bir insana ben ne zaman dönüştüm? Savunma mekanizması mı yani? Bağışıklık mı kazandım yoksa?

Duyduklarım beni şaşırtıyormuş gibi gözükse de, sonrasında gelen "vay be"nin verdiği derin sessizlik korkutuyor beni. Kendimden korkar oldum. Yalnızlığa karşı allerjim olduğunu düşünüyorum ama tatlı bir kaşıntıdan ibaret herşey... Kendini oyalama aşaması mı yada tüm bunlar?

Noluyor insanlara? Yada bana ne oluyor? Biz ne zamandır anlamayı bıraktık birbirimizi? Ne zamandır dinlemiyoruz? Ne zamandır sorgulamıyoruz ve anlamaya çalışmıyoruz? Paylaşılan şeyler çok mu basitmiş yada? Hayatımızı, ilişkilerimizi, yaşadıklarımızı basite mi indirgiyoruz bi müddet sonra? Yoksa farkında olmadan basitlikler içinde mi sürünüyorduk?

Kim bunlar? Çevremdekiler kim? Onların "ben" olduklarından oysaki ne çok emindim. Yoksa ben mi yabancılaştım kendime? Gidenlerin ardından ağlamamayı ben ne zaman öğrendim? Ne zaman beni bana karşı bu kadar hissiz hale getirdiler?

Yine bir temize çekme aşaması öncesinin derin boşluğu içindeyim. Ama karar veremiyorum. Temize çekmem gereken çevremdekiler mi ben miyim? Ben oyumu kendimden yana kullanmak istiyorum. Kendimi temize çekmek istiyorum. Bir masada çevremde oturan onca insanın karşısında oturanın gerçekten ben olduğuna inanmıyorum. Ben eski neşemi geri istiyorum. İçten bir kahkaha atmayı özledim. Yapmacık hareketlerden, içten olmayan gülüşlerden kurtulmak istiyorum. Kaçmak istiyorum kendimden. Herkes gidiyorken ben de gitmek istiyorum, başımı alıp değil ama herşeyi bırakıp...

Ne çok soru sordum. Sorgulama odası ışığı altından kaldırsın biri beni... 



  



2 yorum:

Burak Kara dedi ki...

sasirmayi birakiyor sayilmayiz aslinda.. sadece bir yerden sonra insan kendine sasiriyor ben niye sasirmiyorum diye.. sonra buna da sasiriyoruz.. bu sasi-bak-sasir sürecinden sonra toptan duyasizlasip bir daha hic mi sasirmayacagiz, ben bunu merak ediyorum..

Sanirim sürec söyle ilerliyor:

Step-ONE: Her seye sasiriyoruz.

Step-TWO: Beklenmedik durumlara sasiriyoruz.

Step-THREE: Kendimize sasiriyoruz (bkz. Neler oluyor bana, bana neler oluyor gülüm?)

Step-FOUR: Sasiramiyoruz.

Step-FIVE: Kazara sasirirsak, sasirdigimiza sasiriyoruz.

her ne kadar 3. adimda icimizde bir seyler ölüyor hissi bizi üzse de, ki haksiz bir his de sayilmaz, yine de böylesi daha iyi gibi.. Her inceliksizlikte,hayal kirikliginda sasirmaktansa, varsin biraz nasir tutsun icimizdeki duyarlik hücreleri.. Bir Cenk Taner sarkisindaki gibi: "iyidir iyi.." ;)

Antartika Konsolosu dedi ki...

içim daralıyor bildiğin gibi diil (:

"Bir Dur Densin"