ilk aşkım... sevdiğim ilk adam...
minicik ellerimin saramadığı, minicik boyumun yetişemediği, minicik aklımın alamadığı, minicik dünyamın sığıdıramadığı her şeyde yıkılmaz, sendelemez, yorulmaz ve kaybetmez kocaman bir devdin sen...
sabah okula gitmek için kalkmam gerekirken aslında içerden senin saatinin sesiyle uyanırdım ben. senin kalkışını yüzünü yıkayışını dinlerdim gözlerim kapalı yatakta. asla açmazdım gözlerimi uyanık olduğum halde. çünkü beklerdim... sıramı beklerdim... ellerin her sabah kendi yüzüne değdikten sonra odaya gelir sonra sırtımı okşamaya başlardı. "kızım? kalk hadi." mırın kırın ederdim sanki uyanamıyormuş gibi... ve benim günün en sevdiğim saati kalkma saatimdi. çünkü sırtımı ovalaman ve yataktan "hadi kalkın" yerine okşayarak uyandırmandı günümü güzel kılan...
sen iyi kalpli koca devdin... ilkokulda sınıfımızda hiç kimsenin sevmediği, dışladığı küçük kara kızın bir sabah eğilip ters giydiği ayakkabılarını özenle sen değiştirmiştin. sonra sıraya girdiğimizde herkesin tuhaf bakışlarına aldırmadan "o benim babam!" demiştim gururla... ben senden öğrendim insanları görünüşlerine göre yargılamamayı...
sonraları ne yaptımsa, ne kararlar aldımsa ilk seni düşünür oldum. o koca devin yüzü yere eğilir mi bunu yapsam? o koca dev üzülür mü böyle davranırsam? o koca dev sevinir mi bu kararı alırsam?
büyüdükçe aykırı davrandığım elbet oldu. günü geldi derslerime çalışmadım, günü geldi kardeşimle dalaştım, günü geldi ardını düşünmeden işi bıraktım... üzdüm elbet yeri geldi... elbet beni de şeytan dürttü, elbet ben de kapıldım o ilk gençliğin rehavetine... ama yapmadım, etmedim, gitmedim... evde bekleyen o koca devi ben hiç es geçmedim...
büyüdüm. şimdi istanbuldayım ve aramızda kilometreler... eve geldiğimde heyecanla günü anlattığım o dev sadece telefonun ucunda arada sırada... fenerbahçe maçlarında beraber sevinişlerimiz, formula1 izleyip durum analizi yapmamız... her konuda her zaman her şekilde konuşabilmemiz... gökgürültülü gecelerde benim değil senin benim yanıma gelişin ve gökgürültülerini birlikte zevkle dinleyişlerimiz... bundandır belki de ani gelen gürültülerin beni korkutmayışı..
o dev... benim sevdiğim ilk adam, ilk aşkım... babam...
varlığınla yetinemiyorken yokluğunu düşünmek ne zor geliyor bana... hayatımın her evresinde hiç sorgulamadın. yasaklar koymadın sen bana. sen nerden bildin babam benim seni hiç hayal kırıklığına uğratmayacağımı? yada uğrattım mı babam? sinene mi çektin acaba? sustun mu beni üzmemek adına?her doğum günümde "İyiki doğmuşun"ları çevirdim ben hep içimde. iyiki babam olmuşsun. hani seçme şansı yoktur ya bebeklerin hangi anne babaya gideceklerini, benim hayatımda kazandığım ilk ve tek piyango bu belki...
babam... bugün de çayı tam senin sevdiğin gibi demledim. ve seni çok özledim... babalar günün kutlu olsun...
hayatta "babasının kızı" lafından başka hiç bir laftan bu kadar gurur duymadım ben!
2 yorum:
:)
bir gün bir kızım olsa diye diliyorum.. Bir ara blog'a da yazmıştım.. umarım böyle bir baba olabilirim...
hayal kırıklıgı sorusuna gelince.. her ne kadar anne icin yazılmış olsa da, Divine Comedy'nin Mother Dear şarkısındaki şu iki mısra geldi aklıma:
"
Mother dear - did I spoil your plans?
Mother dear - I do the best I can
"
daha fazlası da elden gelmiyor gibi..
hani kız evlat olduğumdan demiyorum ama, kızın olsun çamurdan olsun der babam (: erkek evlat da elbet başka ama benim babam da hep bir kızı olsun istemiş. iyi ki istemiş (:
umarım bir gün senin de bir kızın olur bir kız evladın duyduğu aşkı sen de tadarsın (: şimdiden gelecekteki babalar gününü kutluyorum burakcım :D
Yorum Gönder