Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Kasım 30, 2009

Sen hiç...?

"Ben seni görmeden de sevebilirim" dedi.

Sustum...

"Sen hiç birini böyle sevdin mi?" dedi.

Sustum...

"Karşılıksız sevdin mi? Çıkarsız... Uzaktan... " diye sordu.

"Sevdim" dedim.

"Onu görmezsin. Merak edersin ama hep. Karnına ağrılar girip sırf onu düşünmekten yemek dahi yiyemediğin zamanlar olur. Hiç vazgeçmezsin ondan. Sadece seversin. Öyle değil mi?" dedi.

"Bilmem" dedim. "Çok uzun zaman oldu, hatırlamıyorum"

Yalan söyledim...



Yalan söylemiştim evet. Hatırlamıyorum dediğimde yalan söylemiştim. Oysa hiç unutmamıştım ki...

Bir ilkbahar gününde tanımıştım onu. Daha isimini söyleyip elini uzattığında onu seveceğimi hissetmiştim. Gülümsemesi, konuşması, zaman zaman başını bakacağı yöne gözlerinden önce çevirişi, sigarasını yakışı, son sigarasını bana verişi, o çok sevdiği ve dolabında stokladığı ama kimselere vermediği kekin yarısını bana verişi ve verirken "sen herkes değilsin" diyişi, sabaha karşı ansızın bir mesaj atması, "günü gelip gittiğimde, ararsın değil mi?" diye soruşu, ve gidişi... Her şeyi ile farklıydı işte o...

Sevdim... Ben de birini karşılıksız sevdim. Kendimden önce düşündüm onu. Aramızdaki o yakınlık hep bir göz mesafesinde kalırken yanımdayken de uzaktan sevdim, gittiğinde de uzaktan sevdim onu. Hiç vazgeçmeden, kimseye bir şey demeden, ondan sonrakilerde hep ondan bir parça arayarak sevdim...

Ben onu, gideceğini bile bile sevdim. Dudaklarımla susup, gözlerimle bağırarak sevdim yani...

Gitme demedim hiç. Bekle demedi o da.

Ama sevdim.

Ama sevdi...

Seneler sonra onu unutmadığımı, yolda yürürken aniden başlayan kalp çarpıntımla anladım. Sebepsiz yere gözlerimin kararması ve içimden onun adını haykırmamla anladım. Başımı çevirdiğim yönde onun siluetini gördüm ansızın. Belli belirsiz... Hızla geçip giden...

Ben sevdim. Ondan sonrakiler beni kimseyi sevemeyen taş kalpli biri diye nitelendirdi. Hatta birisi taştan bile bir kalbimin olmadığını iddia etti.

Sustum. Kalbimin seneler önce birisinde kaldığını söyleyemedim...

Şimdi ne sesi var ne soluğu hayatımda. Ama tıpkı o zamanlar sürekli dinlediğim o şarkıdaki gibi...

Ben hiç unutmadım, unutamam... İçimdeki acıyı anlatamam...



Şimdi ondan geriye kalan sadece bir kibrit kutusu var. İkimizin ismi yazıyor onun el yazısı ile ve onun tuttuğu takım (: Bir de bilgisayarıma kaydettiğim bu fotoğraf. O gittikten sonra üstüne "goodbye" yazdığım...

4 yorum:

RuYaYLa dedi ki...

Uzun zaman önce görmüştüm bu resmi.. Çook uzun zaman önce..

Antartika Konsolosu dedi ki...

uzun zaman önceydi. çoook uzun zaman önce (:


bu arada tanıyorum dimi seni başka bi "rüyayla" ile karıştırıyor olma ihtimalim de var :D

RuYaYLa dedi ki...

Tanıyosun Sevgili Zuzaylım :)
RüYa'yım ;) Geçenlerde keşfettim bloğunu resmi görünce dayanamadım yazdım :)

Antartika Konsolosu dedi ki...

ahhhahah(: ii yapmışsın.

hoşgeldin :D

"Bir Dur Densin"