Pek dizi izleyen bir tip değilim. Ben genelde Dvd alıp evde yabancı dizi izleyen tiplerdenim. Ama bu Canım Ailem'deki kadının meşhur repliğini bilmeme engel değil. Sabah aynen şu şekilde kalktım : "Hayırdır inşallaaaahhh, hayırdır inşallah!"
Rüya gördüm efendim evet (: Bilinçaltı mıdır, yorgunluktan mıdır, içimde bu ara gördüğüm rüyanın gerçekleşmesine dair fazla özlem ve istek olmasından mıdır, kıçım mı açık kalmıştır yoksa, bilemem...
Ama rüyamda bir karavanda ilerliyordum. Ağaçlık bir yol... Sol yanımda ağaçların arasında ışık huzmeleri dans ediyordu. Güneş sol yanımda olduğundan, anlıyordumki güneye doğru ilerliyordum... Yol boyu gidiyordum öyle... Karavanımla beraber sırtında evini taşıyan bir kaplumbağa gibi gözüküyordum dışardan...Rüyamda çok fazla ayrıntı hatırlamıyorum elbet. Ama ben bu satırlardan sonra rüyamı değil hayalimi anlatıcam biraz. Çünkü bu sabah yağmurla uyandım. Hasta olduğum için de üşüyordum gözlerimi açarken. İçim ısınsın istiyorum. Siz kendinizi yağmura teslim ettiyseniz bilemem (:
Bir gün aynı rüyamdaki gibi bir yolda ilerliyor olucam. Karavanım ve ben. Eskiden olsa bu ikili olarak devam ederdim ama şimdi belki de yan koltukta biri oturuyor olacak.
Ve üstümde ince bir hırka var kesin. Çünkü aylardan "bahar"... Kesin nereye gittiğimi de bilmiyorum. Torpidonun üstünde bir harita... Sabahın erken saatlerinde yola çıkmışım. Kısıktan şarkılar çalıyor teyipte. Acıktığımda köy yerlerinde yiyorum kahvaltımı, yemeğimi... Susadığımda bir çeşme buluyorum dağ yollarında. Mataramı ordan dolduruyorum. Küçük karavanımın girebildiği her yere kadar ilerliyorum.
Ülkeleri aşıyorum sürekli. Yeni insanlar tanıyorum, yeni yemekler tadıyorum, yeni bir dil öğreniyorum, çat pat konuşup tuhaf aksanım yüzünden insanların gülümsemesine gülümsemeyle karşılık veriyorum. Fotoğraf çekiyorum bol bol... Kimsenin kalabalıklar içinde görmediği, herkesin önünden geçip gittiği o ufacık bir şey benim kadrajımda ölümsüzleşiyor... Tek bir manzaraya sahip olmayan bir ev bendeki. Her gece farklı bir manzaraya karşı kapıyorum gözlerimi.
Gerekirse ayak işi yapıyorum bir kaç gün bir yerde. Elime geçen üç beş kuruşu gene yollara harcıyorum. Cebim paranın ağırlığından yoksun... Bir de yanımda sevdiğim varsa... Yollar iki neşeli cümle ile şenleniyorsa değmeyin keyfime...
Belki bir gün karavanımı park edip bir yere, kutuplara giden bir gemiye atlar buzullara kadar giderim aylarca... Penguenlerimi bulurum orda. Tıpkı belgesellerdeki adamlar gibi oturup yanlarına bu sefer kendim bir fotoğraf çekilirim...
Çok mu imkansız? Yapan yapıyor ama...
Kimbilir?
Belki bir gün ben de...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder