Seyyahlar gibi ordan oraya dolanıyorum. Hep bir yerelere gidiyorum, sanki meşgulmüşüm gibi gözüküyorum... Oysa bi halt ettiğim yok aylardır. Yazı da atlattık hamak tembelliği ile. Şimdi neyi bahane edicem kendime karşı bilmiyorum. Aklımdan geçen yüzlerce iş fikrini ertesi gün çöpe atıyorum, topak yapılmış bir kağıt misali... Bazısı ile günlerce oyalıyorum zihnimi. Topak kağıdın etrafına selo bant çekiyorum döndürüp döndürüp. Oyun oynuyorum aklımca o fikirle. Sonra o da sadece 3 puan kazandırıyor bana, çöpe nişan alınmış basket kıvamında. O 3 puan da hala kafamın çalışıyor olmasına dair kendime verdiğim 3 puan. Yoksa skor tabelası hala sıfıra sıfır elde var sıfır umarsızlığında.
Geçen gün aldığım bir sertifikanın tarihine bakmak için diplomamın da içinde olduğu dosyayı çıkardım. Dosyanın içi sertifikalarla, belgelerle dolu. Diplomaya ilk kez alıcı gözüyle baktım o an. Bi haltmışcasına içimden çerçeveletmeye karşı aşırı derecede bir arzu duydum. Çerçeveletip odamda duvara asacaktım diplomayı. Sonra karşısına geçip biramı yudumlayacaktım ağır ağır. Yada rakı açardım, bir iki meze yanına... "İçelim güzelleşelim diplomacım" derdim. Kadehimi kaldırırdım çerçevenin camından yansıyan suretime. "Dibini görmeyen iş bulamasın ulleeeeennn" diye azıtırdım ilerleyen saatlerde hatta...Günler geçiyor. Kendimi oyalayacak daha fazla şey bulamıyorum. Fikirlerim tükeniyor. Beynimin içini yakında güveler kaplayacak diye korkuyorum. Naftalin sokasım geliyor burnumdan içeri. Artık 5 yıllık bir kalkınma planı hazırlama zamanıdır diyorum. İngilizcemi ilerletmişken yurt dışına çıksam ya diyorum. Benden kötü ingilizceye sahip olanlar bile bir cesaret gittiler yurt dışına, ben niye gitmeyeyim diyorum. Sonra baktım iyi, yerleşirim oraya diyorum. Ama gel gör ki bırakmıyor İstanbul yakamı. Gidemem lan ben bu şehirden! Yada diyorum formasyon felan ayarlayayım medya okur yazarlığı dersi veririm diyorum. Ulan dersi alan öğrenci yok kime ders vericem onu hiç düşünmüyorum. Bazen de yüksek lisans felan yapayım oyalayayım kendimi diyorum. Adamlar 3 üniversite bitirmiş yurt dışında master yapmış işsiz bana mı kaldı iş dünyası diyorum. Depresif ve iflah olmaz pesimist gibi geziniyorum ortalıkta. Evleneyim yada diyorum. Zengin koca bulayım kendime, çocuk da yapayım oturayım çocuğuma bakayım diyorum. Onu da kendi kişiliğime yediremiyorum elbette.
Bok gibi geçiyor günler. Ömrümden ömür gittiğini farkediyorum her gece yastığa kafamı koyduğumda. Boşum... Bomboşum bu boşlukta. Kendimi uzaya yollucam bir kara delik yutsun beni. Işınla beni Sebastian! Dünyada boşa oksijen tüketmeye ne lüzum var?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder