Ben hep şarkılar söyledim. Mırıl mırıl... İlla ki takıldı dilim ve de beynim bir satırına. Nakarata çevirdim o satırları şarkının gerçek nakaratından habersiz. Ben şarkılar söyledim. Nerede kaldıysa yarım yamalak, onu tamamlamaya çalışır gibi...
Eşlik etti sessizliğin sesime ve pusula gibi kelimeler düştü önüme. Ben hepsini aldım güneyim belledim. En sıcaklardan geçip en soğuğuna ulaştım mevsimlerin. En çok yağmurları sevdim hatta. Ama köşesine çekilen kedi gibi değil, ulu orta koşturan köpek gibi sevdim. Susuz kaldım, kuraklık çektim. Ama şarkılar söyledim ben. Kulağımın cımbız gibi çektiği satırları bağıra çağıra söylerken pusulam hiç şaşmadı benim. Mayısı çoktan geçtik, kasıma daha çok var. Ama ortasında bir yerdeyiz nota kağıdının. Yazmak çok hoş. Notaların çengellerine asılmak ve de sallanmak çok hoş. Çünkü ben hiç kendi bestemi yapmamıştım daha önce. Şimdi kimseye çaktırmadan bestelemek seni, aniden kapı önünde beliren hediye paketleri gibi... Bir varmış'ları hep varmış'lara döndürmek ister gibi bestelemek... Ben istiyorum ki mızıka çalsın hep ve gitar eşlik etsin ona. Ben söyliyim ve sen eşlik et yani...
Ben hep şarkılar söyledim. Şimdi kimseye çaktırmadan kendi bestemi yapıyorum. Yarım kalması da ihtimal ya... Yine de insanın tadını damağında bırakan bir şarkı. Hani en sona sakladığın lokma gibi. Bir yutumluk, ama ömürlük bir şapırdatma. Kimseye söylemiyorum gelince ilk sen dinle ve anla...

4 yorum:
Ben burayı çok sevdim.
ne mutlu bana o zaman, teşekkürler (:
yine döktürmüşün :)
bu döktürmek değil aslında. naçizane karalamışım (: anlamsız :P
Yorum Gönder