Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Temmuz 20, 2011

48 Derece : Sümüğün buharlaşma noktası

Hava sıcaklığı 48 derece. Ama yine de ayağımı beton soğuğuna basar gibi hissediyorum. Karnım ağrıyor düşüncelerden. Ben sanırım son zamanlarda karnımdan düşünüyorum. Eskiler çok garip. Eskide kalan insanlar da çok garip. Zaman geçtikçe hava gibi 48 derecelik bir kavurucu sıcak bırakıyorlar bünyede. Pişmanlıkları daha da çok yakıyor canımı. Bir de suçsuz yere üste yıkılan suçlar var tabi... İyi de beni dar ağacına itmeye çalıştığınız tüm o suçları ben işlemedim ki... Çok sıcak, yapmayın! Daha da sıcağa çevirmenin ne anlamı var şu hayatı? 

Belki naneli bir limonata iyi gelirdi onlara. Ama onlar hiç bir zaman yaptığım limonata ile ilgilenmediler. Onlar hep o limonatayı sunduğum bardağın şeklinde takılıp kaldılar. Tabiki farkında olmadan zamanla o bardağın şeklini aldılar. Şekilciliğe gerek yok! Ağzınızı yüzünüzü dağıtsam size yeni bir şekil vermiş olurum elbet, ama içinizi yeniden şekillendiremem ki... Siz sizsiniz. Tıpkı ben, ben olduğum gibi. Bu kadarım ki ben. Yani şuan olduğumdan ne bir fazla ne bir eksiğim. Olamam da. Nedir bu şekilcilik sevdası? 

Bir de hava 48 derece. Şimdi kalksam denize doğru yürüsem 3 adım sonra kül olurum. Tıpkı yol kenarındaki yavru yılan gibi. Ama sanırım kül olmadan önce onun kuyruğunu araba ezmiş. Yılanların kuyrukları var mıdır? Eğer varsa onlar kuyruktan ibaret. Bu böyle biline. 

Beni de bilsinler isterdim. Bu kadar üstüme gelmesinler. Rüyamda bile kendimi savunuyordum. Bir dakika! İyi de benim bir suçum yoktu ki? Niye kendimi savunmak zorunda kaldım ben? Belki suçluyumdur. Hem zaten hava da 48 derece. Limonata yaptım yeni. Nane atıcam daha içine. Ama sanırım bu sefer bardaktan içmeyeceğim. Şişeden direkt kafaya dikmek en güzeli. İnsanın boğazından gürül gürül akan bir şelale gibi geçip gitmesi en güzeli... Hava 48 derece... Limonata ister misiniz?

Hiç yorum yok:

"Bir Dur Densin"