Bütün kuzenler etrafımda onları saçmalıklarımla gülmekten kırıp geçirdiğim bir akşam babamın " çok gülme bak ağlayacaksın" demesiyle değişti benim hayatım. O cümleye aldırış etmeden tüm akşamı kahkahaların duvardaki yankılarıyla geçirdik biz. Saat geç olup eve yollanmak için çıktığımızda, arkamızdan pencerede el sallayan kuzenlere dönüp el sallarken çarptığım elektirik direği kendime getirdi beni. O an şişmekte olan kafama dank etmişti. Çok gülersem ağlarmışım cidden...Tüm çiğnenmiş ekmek, buzluktan çıkarılmış et ve bastırılan bıçaklara rağmen, bir hafta kadar o kırmızı şişle dolaştım ben. Buna rağmen inanmadım ve asla kabullenmedim babamın o lafını. Gülmek niye zarar olsun ki insana...
Sonraları çok kez deneyimledim gerçi. Ne zaman çok neşeli olsam çok mutlu olsam illa devamında bi bokluk çıktı. Uçurtma avcısında dediği gibi yazarın "hayatta bu kadar çok mutlu olmama hep benden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verdiler"
Yine de kabullenmedim. Gülmeye güldermeye devam ettim inadına. Ama ne zaman çok mutlu olsam eninde sonunda o elektirik direğine kafamı çarpıyorum ben. Üstelik ilk çarptığımdan 1 sene sonra direği kesip telleri yer altına almış olmalarına rağmen...
Yine çarptım işte. Yine çarpıldım. Çok da gülmemiştim halbuki bu sefer. Bünyem o elektirik direğinin bağımlısı oldu... Çarpmadan huzura ermiyorum, o direk yüzünden çarpılmadan kendimi gülmüş saymıyorum.
Zamanla bu durumdan garip bir zevk alır oldum sanırım. Kendine eziyet edenler derneğinin onur üyesi yaptırdım kendimi zorla. Her mutluluktan sonra bir kulp buldum ve taktım onu zafer sarhoşu olmamı sağlayan içki bardağıma.
Gündüz oluyor güneş yıldızları kovalarken gökten, ve ben gündüzün tadını çıkarırken gecemi bekliyorum. En azından bir kısır döngü mevcut. Kahkahanın ardından ağlayacağım, sonra elimi yüzümü yıkayıp açıldıktan sonra emin ol yine kahkahalar atacağım...
2 yorum:
Hayat zaten bu döngüden ibaret değil mi? Biraz mutluluk, biraz hüzün. Bazen bunların süresi uzun olur bazen kısa. Bazen çok mutlu olur ve çok üzülürsün, bazen ise az mutlu olur ve az üzülür.
Ben uçlarda yaşayanlardanım. Batınca dibine kadar, mutlu olunca en üst noktada yaşıyorum. Her ne kadar mutluluklarım kısa, hüzünlerim uzun sürse de ben şikayetçi değilim bu durumdan. Bende de biraz mazoşistlik var galiba :)
hangimizde yok ki (: ama bu durum daha iyi. isyan etmektense sıranı beklemek daha katlanılır bir durum. güleceğinden emin olmak ve gülümseme sırasının gelmesini beklemek (:
hüzün o zaman istediği kadar uzun sürsün işte (:
Yorum Gönder