Bu sabah her yerde kibrit kokusu var... Gözlerimi kapatıp sürekli onu içime çekme dürtüsü ile savaşıyorum. Yorgun savaşçı gibi yine de gözlerimi yumup derin derin soluyorum havayı.
Kibrit kokusu... O ilk cızırttan sonra ince ince duman çıkarıp yayılıyor dört bir yana. Yanacak bir şeyler. Büyük, büsbüyük, kocaman, koskocaman alevler saracak dört bir yanı sanki. Omuzlarımda hissediyorum sıcaklığı. Etim de yanacak. tütsülenmiş tavuk kokusu örtecek sonra kibrit kokusunu. Aman Tanrım! Hayır! Hayır, olamaz, olmamalı! Kibrit kokusunu bastırmamalı hiç bir şey. Kibrit kokusu iyidir. Yanık kokusu kötü. Şizofrenik bir yanık yarası olmasın bedenimde. Yanık kokusu iyi değildir, yanık kokusu yardımcı değildir, yanık kokusunun niyeti bellidir. Olmaz, olmamalı...
Kibrit kokusu... Kibrit kokusu var bu sabah her yerde. Kendi yansa da kimseyi yakmayan kibritleri severim ben. Bir zararım var o da kendime. Benim gibi... Ah, kibrit kokusu... Bu sıcaklık.... Yandı. Yandı işte, biliyorum... Bir şeyler cızırdıyor. Ama gitmiyor kibrit kokusu...
Kibrit... Siyaha dönmüş, ince ince kum gibi küller... Ve koku, kibrit kokusu... Gitti.
Yanıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder