Çeyrek asırı geride bırakmaya yavaş yavaş az kalıyorken yaşlanmaya başladığımı anladığım anlar da artıyor sanki. Çeyrek asır diyince daha bi garip oluyor (: Eskiden yapmadığım bir şeyi yapmaya başladığımı fark etmek... Yada yaptığım bir şeyi farklı yaptığımı görmek...
Eskiden birinden hoşlandığımda "Ne yakışıklı çocuk lan baksana" muhabbeti yaparken artık "Adama bak ne kadar karizma" moduna girebiliyorum. Önceden ilk olarak ellerine ve omuzları ile hafif kaslı göğüslerine bakarken şimdi yine ellerine bakıyorum ama bu sefer niyet farklı. Hafiften kontrol mevzu bahis : Parmağında yüzük var mı?
Önceden uykuya dalmadan zihnimi meşgul eden hayallerim vardı. Uykuya dalmadan önce kurduğum hayallerde huzur bulurdum. Şimdi ise beynim uykuyu bir kaçış olarak görüyor olacak ki hemen uykuya dalıyorum. Çünkü kurduklarım o tatlı hayaller yerine iş güç sorun...
Önceleri bıraksan her akşam yüksek sesli müziğin olduğu yerlerde takılabilecekken, şimdi "çok gürültü var lan" moduna girdiğim daha fazla anlarım oluyor. Kafam ayda 1 yada 2 kez bu durumu kaldırabiliyor ve çoğunlukla daha bi fasıl daha bi arkadaşlarla sohbet ortamının oluşabileceği yine müzikli, eğlenceli ama daha bi sakin yerleri tercih ediyorum.
Eskiden alıp başımı kendi odama çekilirken şimdi annemle ve babamla daha fazla vakit geçirme isteğinden alıkoyamıyorum kendimi. Bir sabah uyanıp onları bulamayacağım korkusunu taşıyorum her daim içimde. Onlarla beraber gitmemi istedikleri yerlere gitmeye çalışıyor, konuşmak istedikleri konuları kulak ardı etmeden dinliyor, ne kadar hala beni sinir edebiliyorlarsa da sinirlenmeden ve kaçmadan dinliyorum...
Önceleri arkadaşlardan parti davetleri gelirken şimdi düğün davetiyeleri alıyorum. Senesine hamile olan arkadaşlarım için anneme hırka, patik falan ördürtürken buluyorum kendimi.
Önceleri arkadaşlardan parti davetleri gelirken şimdi düğün davetiyeleri alıyorum. Senesine hamile olan arkadaşlarım için anneme hırka, patik falan ördürtürken buluyorum kendimi.
Bazen yaşlanmaya başladığımı daha iyi anlıyorum. Artık suratımda çıkan bir sivilceyi değil de saçımda çıkmayan ama çıkacak olan beyazları dert ediyorum. Yalnız yaşamak o kadar da cazip gelmiyor bir de. Yalnız yaşadığım zamanlar bana o kadar çoğunlukta geliyorki birilerini istiyorum sürekli evde.
Yolda yürürken önümde sallana sallana yürüyen yeni yetmelere "Yol verin biraz gençler" diyorum. Oha yuh lan benim yaşım kaç?? Üniversitedeyken sırf geyiğine "aaahh aahhh gençlik" diye iç geçiriken şimdi o lafı kullanmamaya özen gösteriyorum. Ama ne yazık ki ağzıma pelesenk olan laflardan biri...
Yaşlanıyorum sanırsam. Bunu anladığım anlar o kadar çok çoğaltılabilirki... Ama hala daha bıraksan salıncakta saatlerce sallanacak moddayım.Sokakta kedi peşinden koşturuyorum mesela. Odam peluş penguenlerle dolu. Para kazanmayı ihtiyaçtan istemiyorum hala. Daha o "sorumluluk sahibi insan para kazanmak için çalışır" modunda değilim. Ben hala daha para kazanmayı karavan alabilmek ve o karavanla dünya turuna çıkabilmek için istiyorum. Dünya turu demişken güney kutbu dahil. Karavanla kutup yolculuğu (: Penguenlerime gidicem.
Pazar sabahı kalkıp çizgi film izliyorum bir de... Dolaptan çikolata aşırıyorum. Belki bu da bundan seneler evvel bir arkadaşımın bana "Sen bigün yaşlanacaksın ama asla büyümeyeceksin biliyor musun?" demesinin doğrulanacağı manasına geliyordur.
Yaşlanıyorum... Ama büyümüyorum demek ki...
Babam gelse de Penguen alıp besleme mevzusunu bir kez daha gündeme getirsem...

2 yorum:
Yazını okuyana kadar ben de yaşlandığımı hissetmemiştim. Tamam o kadar da değil, yani elbette hissetmiştim ama bu kadar yaşlılık belirtisi bulamamıştım kendi kendime. En son, mahallenin çocuklarına "gidin başka yerde oynayın" dediğimde bu duyguya kapılmıştım :)
Bu arada hala içindeki çocuğu yaşatabiliyorsan ne mutlu sana :)
bazen o gidin başka yerde oynayın moduna giriyoruz doğru. ama onlara katılmayı ya aklımıza getirmiyoruz yada vakit bulamıyoruz onlarla oynamya.. teşekkür ederim. umarım yaşatacak bir çocuk varsa eğer içinde bir insanın, ömrü boyunca onu kaybetmez (:
Yorum Gönder