Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Mayıs 07, 2009

Komşuculuk ne güzel ölmüştü lan, ne ara canlandı?!?

Vedat özdemiroğlunun oynadığı şu flexi reklamlarına çok gülüyorum. "kesintisiz neşe kaynağı" oluyorum çıkıyorum. bu iki komşu modülünün atışması beni benden alıyor bizim apartmanın orta yerine koyuveriyor. çünkü son zamanlarda "komşuluk ilişkileri ne güzel ölmüştü.. ne ara canlandı?" cümlesini sürekli tekrarlarken buluyorum kendimi...

Bir kaç aydır apartmanın en çok aranılan şahsı olmuş durumdayım. özellikle de çocuklu ailelerin. beni sevdikleri için mi ? sanmıyorum. sevilesi bi insan olduğum bir gerçek ama laptopım ve bağlı olduğu internet dünyası bir numaralı tercih sebebi. evet kalbim kırılmıyor değil, ama inanın kalbimin kırılması kafa kırma isteğim kadar fazla değil.

çeşitli çocuk yaşam formları mevcut güzide apartmanımızda.

1.si gayet sakin, çekingen dişi bir yaşam formu.
geldiğinde sakince oturur. laptopı vermezsem hayatta sormaz. ama oynatmam için de gözümün içine bakar. oynamaya başladığı takdirde ise hayatta kalkmaz, annesi çağırsa bile... zararsızdır çok üstelemem. geldi mi geri çevirmem ama gelmedi mi de hayatta gözüne gözüküp gelmesi için bir ortam yaratmam...

2.si gayet kıl, azman, arsız ve erkek olan bir yaşam formu.
en tehlikelileri.. kapıyı çaldığında açar açmaz "bilgisayar oynıcam ben" diyerek içeri girer. o an müsait olup olmaman önemli değildir. es kaza şuan müsait değilim dediğin anda ise, "annneeeee ben sana bigisayar oynıcam dedim!!" diyerek annesine şikayet etmeye gider. çok gariptirki o an "çocuğun bilgisayarını aldım galiba" diye düşünmeye başlarsınız. öyle gelir size. çünkü az önceki cümleyi öyle bir söylemiştir ki, bilgisayarın sizin olmadığına ikna olursunuz bir kaç saniye için. sonra aşağıdan şu ses duyulur. "işini bitir yarım saat sonra gelicem o zaman" bu öyle bir emir kipidir ki telaşla içeri girersiniz ve kendinizi alelacele işinizi hallederken bulursunuz. ve tam da dediği gibi yarım saat sonra kapınızdadır "5 dakika erken geldim önemli değildir umarım " diyip içeri girer. boğulası bir tiptir. kımıl zararlısıdır. "evlerden uzak aman ha!" dır. "allah düşmanımın başına vermesin!"dir.

3.sü azman ve arsız olan yaşam formunun kardeşidir.
zararsızdır. sevilesidir. laptopı ve koca yaşınıza rağmen odanızda bulunan oyuncak arabaları ve bilimum penguen, tiger gibi peluş oyuncakları umursamazcasına kendi oyuncakları ile gelir. arada abisi ile dalaşır. ama kendi çapında oynar ve sıkılınca gider.

4.sü ; çekingen ve sakin dişi yaşam formunun kardeşidir.
o daha bir bebektir. arada kusmaktadır ama gülücükler saçması bunu önemsiz kılmaktadır. arada annesi ile gelir. biraz kendini sevdirir. biraz geğirir, arada gaz çıkarır ve gider... en sevilesidir.

5.si ; onun henüz bir tanımı şahsımca yapılamadı.
ama cani dişi bir yaşam formu olarak literatüre geçeceğini tahmin ediyorum. kendisini büyük peluş penguenime sarılırken yakladım bir seferinde. aynı boyda olduklarını belirtmem gerekiyor. onla konuşup bişiler söylüyordu. tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama odaya girince "sonra konuşuruz" diyip gitti. açıkçası pengu'nun dili olmadığı için garibim bana konu hakkında herhangi bir bilgi sızdıramadı. kendisine oynaması için tiger'ımı ve penguenlerimden bir kaçını verdim. akşam gittikten sonra salonda verdiğim oyuncakları toplarken tigerımın kuyruğuna gitti elim. o da ne?! bir yara bandı. e be güzel kızım, ben sana oyna diye verdim ameliyat et diye değil ki! bantı sökemedim açıkçası. yaralı böcükler misali rafta öyle duruyor ve nedense 2 gündür bana pek bi hüzünlü bakıyor gibi geliyor...

anneminse kendini "komşuluğun gülen yüzü" olarak komşuculuğa kaptırmış olması benim için daha da hazin bir hikaye. gerçi emekli kadın can sıkıntısı çekeceğine sosyalleşsin. ama benim sosyal olmak gibi bi niyetim yok.

velhasıl kelam; "komşuculuk ne güzel ölmüştü" lan!! "ne ara canlandı??" bu durum benim ruh sağlığımı bozuyor "manyetik açıdan"

2 yorum:

stickman dedi ki...

anaaam benim minik zeynebimin annesinin laptopu var neyse ki, ya değilse azcık büyüse benim bilgisayarı alır kendi evine götürürdü valla. ama diğer yüzünü görmediğim fakat sesini duyduğum bebek rüyama giriyo. katil bebek çaki gibi hemde :D

Antartika Konsolosu dedi ki...

kendi evimde her kapı çalışında nasıl bir tedirginlik yaşadığımı bi allah bi ben biliyorum (:
odam tam kapı girişinde olduğu için ilk girer girmez sola kıvrılıp dalıveriyorlar hala içeri. alıştığımı sanıyorum ama. çevik hareketlerle laptopımı saklayabiliyorum. spor gibi bir şey artık bu benim için :D

"Bir Dur Densin"