uzun zamandır bloga ne yaptım ne ettim tarzı şeyler yazmadığımı fark ettim. ama hayatımda değişen şeyler var. biraz ürkek, biraz merak dolu, biraz umutlu, biraz heyecanlı bazı kararlar alıp bazı kararlardan da vazgeçiyorum şu sıralar...
2 hafta önce pasaport için ilçe emniyet müdürlüğüne başvuru yaptım. bir çoğunuzun bildiği üzere artık yeni pasaportlar çıktı. lacivert pasaportlar bordo bir renge bürünürken adını da umuma mahsus pasaport olarak değiştirdiler. eski pasaportlar hala yürürlükte son tarihine kadar kullanabiliyorsunuz ama ne yazıkki bir çok ülke yeni olmayan pasaportlara vize vermiyor bu sebeple hala zamanı olsa da değiştirmek zorunda kalıyorsunuz.
her neyse... dediğim gibi 2 hafta önce başvuru yaptım ancak ayın 7sine randevu alabildim. bu hafta içi evraklarımı tamamlayarak cuma günü pasaportumu alacağım. sonrası da londra (:
ilk kez yurt dışına çıkıcam. :s daha önce fırsatım olmadı. okuldu, çalışma hayatıydı, bunalım dönemiydi, para yok bahanesi falan derken olmadı ne yalan söliyim. onun yerine türkiye'nin dört bir yanını gezdim doğu hariç. (:
şimdi öncelikli plan londra. kardeşim kasım ayında dil okulu için gitti şimdi o bahane ile önce onun yanına gideceğim. sonrasında ise planda paris var. paristeki kuzenlerimin yanına geçme ihtimalim var ama sanırım bu biraz zor bir ihtimal (:aslında aklımda çok farklı yerler vardı gitmek için. ama kardeşimin bahanesi ile ilk londra olacak. ama sanırım bu sadece bir başlangıç. bana öyle geliyor ki bi zaman sonra kimse beni tutamayacak (:
vize işlemleri, hazırlıklar ve en sonunda gezi notlarını paylaşırım ilerde...
başlık bu sefer "from london with love" olarak (:
6 yorum:
simdiden iyi yolculuklar!
ayrica merak etme, seytanin bacagini bir defa kirdin mi, sonra acimaz kafa göz dagitir dünyayi gezersin.. ;)
teşekkür ederim (: amacım da o zaten. artık şu şeytanın bacağını kırmak ve kendi bacağıma kuvvet vermek ve de bol bol gezmek (:
burdan bi başla, haydee valla los angeles'a kadar uzan. zamanlamayı iyi ayarla staples center'da final maçlarını izlersin. lodraya varınca beni fotoğraftaki telefon kulübesinden ara. ben vardım iyiyim de. ama numaram sende yok demi. oldu o zaman. su gibi git gel. fiişuuuv (arkandan surahiyle su dökme efekti)
ahhaha anlaştık. istersen londradan direk telefon kulübesini göndereyim sana. los angelesa gidince de ordan bi iki nba basketçisi gönderirim. su gibi gideyim de öyle çok çabuk gelmiyim ama gezeyim az ((:
iyi yolculuklar :)
bol bol fotoğraf çek, video çek. böylece aynı mutluluğu (aslında aynı olmasa da en azından baktığında seni gülümsetebilecek bir mutluluğu) tekrar tekrar yaşayabilirsin ;)
bu arada pasaport işi gerçekten çok sıkıcı bir durum. ben pasaportumun süresini uzatmadım, sanırım içindeki daha 8 yılı kalmış olan Amerika vizesiyle beraber geçersiz oldu gitti :(
teşekkür ederim barışcım. daha zamanım var vize işi biraz uzayacak sanırım ama olsun. çektiğim her kareyi mutlaka paylaşıcam (:
Yorum Gönder