Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Mart 18, 2010

Kıssadan pisse?


Bakakalmak:
Otobüs durağında yağan yağmurun altında bekliyordum. Yanımda duran ve içinde oturacak boş koltuk kalmayan otobüse baktım bir süre. Aslında arka tarafa rahatça ilerleyebilirdim, böylece ileriki duraklarda tıklım tıkış olduğunda rahatça inebilecek bir yere ilişebilirdim. Beynim bana yapmam gerekeni söylüyordu ama yapamıyordum. Olduğum yerde öylece dikilmeye devam ettim. Otobüs kalkıp gittiğinde arkasından sanki koşmuş ama yetişememişim gibi bir hisle bakakaldım.


Gereksiz ayrıntılar:
Kulağımda, bir zamanlar herkesin (niyeyse) "vaaayyy beyaz kulaklık haaa" diye nazar ettiği kulaklığım vardı. 6 senedir ne de düzgün kullanmıştım o kullaklığı. Sol taraf bozulup da sessizliğe gömülünce "Sağ duyum gelişir ehe" diye kendi kendime gereksiz bir espiri yaptığımı hatırlıyorum...


Boynu bükükler:
Arabaya binince elimi torpidoya attım geçen. Hazırladığım mp3 cdlerinden birini arıyorken elime takıldı, iPodun kaset adaptörü... iPodun bile teknolojik geçiş dönemi aparatları olduğunu görmek içimi cız ettirdi o an. Eski arabada kaset çaldığımız bir teyp vardı. Bunda ise cd çalar. Ne diye durur peki bu kaset adaptörü, boynu bükük, biçare ve torpido yalnızlığında..?


Sanrı:
Sanki bu yaz bundan 2 yaz evvelki yaza benzeyecek...


Soğuma:
Yeni kurallarla birlikte F1in iyice yavaşlamış olduğu hissine kapılmam ile ısınma turu atmamış araç gibi başlıyorum yarışları izlemeye...


Pota altı ve smaç (Kayda değmeyen ayrıntıların kaydedilmesi):
8 yaşındaki kuzenimle birlikte evde kapıya astığımız potaya bastığım her smaç bende tarif edilemez duygular oluşturdu. Attığım her topta çıkan muazzam gürültüyü "öküz yavaş ol" diyerek onun üzerine atmam, kendimi kobe sanmam, onun kendini hido sanması, uzun koridorun en sonundan rüya gibi bir basket atmam ve kuzeni  nbade 7 sayılık basket olduğuna inandırmaya çalışmam bu akşamın en kayda değmeyen ayrıntılarıydı...


Sokağa dökülmeye sebep:
Çok sevdiğim bir abim "Bursa'da insanlar 2 sebepten sokağa dökülür" demişti. "Bir, Bursaspor 2.ligten 1.lige yükseldiğinde.. İki, Bursaspor 1.ligten 2.lige düşmekten son anda kurtulduğunda..."  Bu sene Bursalılar ipini koparan köpekler misali olacaklarmış gibi geliyor. Görmemişin oğlu olmuş pipisini koparmış ya... Aman ha diyim aman ha...



4 yorum:

stickman dedi ki...

"Sanki bu yaz bundan 2 yaz evvelki yaza benzeyecek..."

bu nası bi öngörüdür ya :D nası bi tahmindir böyle. gizemli güçlerden aldığım verilere göre sana şu sırrı vereceğim; (fısıldayarak) hiç bir yaz aynı olmaz...

hooop çok süper Alley-oop pası attım, zıpla koy kobe!

Antartika Konsolosu dedi ki...

aynı olcak demiyorum ki sadece benzeyecek bazı yönlerden. hem o yaz eşek gibi çalışıyor olsam da çok güzel bir yazdı benim için. her nekadar ekim sonu geldiğinde hayatım allak bullak olmuş ve 2 sene boyunca anca düzeltebilmiş olsam da o yaz güzeldi. :D bu yaz da tatil yapamayıp eşek gibi çalışayım ama o yaz gibi de sanki 3 ay tatil yapmışım gibi olayım... bu ne çelişkidir deme :D olunca oluyo :D

stickman dedi ki...

vauuvvv aşk insanı senii :)

Antartika Konsolosu dedi ki...

aşk insanı olmakla alakası yok :D yaz geliyor gecelere daha fazla bi akmalı gezmeli tozmalı arkadaşlarla eğlenmeli eğlencenin dibine vurup bol bol içmeli :D

"Bir Dur Densin"