Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Aralık 29, 2012

Merhaba;

Konuşmaya başladım yeniden. En son ağustos başıydı konuştuğumda. En son kendimle konuşmuştum hatta.

"...
3 ay veriyorum sana... 3 ay süren var. Bu süre içerisinde seni yargılamayacağıma, seninle kavga etmeyeceğime, seni eleştirmeyeceğime, sana yön vermeye çalışmayacağıma, sana herhangi bir şey için yapma etme demeyeceğime, sana dokunmayacağıma söz veriyorum. 

İstiyorsan bütün gün yataktan kalkma. Odanın kapısını dahi aralamayacağım. İstersen hiç bir şey yeme içme. Zorla ağzına bir şeyler tıkmayacağım. İstersen bütün gün hıçkıra hıçkıra ağla. Seni avutmayacak, ağlama demeyecek ve bunun için sana kızmayacağım.

3 ay süren var. İstersen kalkar durmadan gezersin. İstersen sabahlara kadar içer sonra bilmediğin mekanların tuvaletlerine kusarsın. Kimin kollarına atarsın kendini, kimden medet umarsın bilmem. Ama söz karışmayacağım sana. Düştün mü yere? Tutup kolundan kaldırmayacağım. Merhamet etmeyeceğim sana söz. Serbest bırakacağım seni!

Ama bu 3 aylık süre bittiğinde karşına dikileceğim. Sen kendinde değilsen seni çok pis sirkeleyeceğim. Kollarından tutup sarsacak ve seni kendine getireceğim. Ya bunu kendin başarırsın ya da benim gazabıma maruz kalırsın. Sen bilirsin... Ama 3 ayın var önünde. Koskocaman ve de göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan 3 ay var önünde. 

Hadi şimdi yıkıl karşımdan. Selametle... "


Dokunmadım kendime. Uzaktan izledim öylece. Bir annenin laf dinlemeyen çocuğunu pazar ortasında bırakıp bir yere saklanıp onu izlemesi gibi... Önce yatağa girmeye ve çıkmamaya niyetlendi baktım. Yapamadı sıkıldı. "Gününü gün etmeyen piç olsun." dedi kalktı giyindi. Düştü yollara. İzmir, Ankara, İstanbul arası yolları arşınladı. "Tanıyabileceğim kadar çok insan tanıyacağım" dedi. Gitti tanıştı. Yeni yerler gördü. Güldü bol bol. İçi ağladı tabi ama baktım çaktırmadı çok. 

İçti... İçti, içti, kustu biraz. Bazen içmeden kustu. Bir şeyler duydu, kustu. Bir şeyler gördü, kustu. Yemedi pek bişi. Yemedikçe kustu. Az biraz kilo verdi ama baktım yakıştırdı da kendine. Kendine hüznü yakıştırabilen çok az insan varmış. Aynada gördüm ben onu. Kendine sustu ama başkalarına çenesi düştü. Hata yapmadı değil. Ama bende yani kendinde değildi hoş gördüm.

Sonra baktım 3 ayın sonunda o geldi tıpış tıpış. Ben "iyiyim" dedi. İyiyim en sık söylenen yalanmış ya gözlerinde gördüm. Baktım elinde bir kitap. "Benim verilmiş sadakam varmış" dedi. Döndü yüzünü güneydoğuya... 

Bir kaç gün sonra çalışmaya başladı. Eski de kalan bir dostu yeniden buldu baktım. Tuttular birbirlerinin ellerinden. Şükretti. O hep isyan ettiği 9-6 çalışmaya girişmedi. Hem eğlenip hem çalışacak ortamını buldu, sokuldu. Fotoğraflarına kavuştu. Şarkıların sesini açtı. Hatta baktım bir gün şarkı söylemeye başladı. O arada kendini üzenleri de temizledi etrafından. Bi derlendi toparlandı.

Sonra bir gün baktım 10 sene öncesinde bırakın yarım kalmayı asla başlamaya fırsat bulamamış o aşkı buldu. Korktu tabi korkmadı değil. Ama küçük bir bebeğin ilk adımını atmak için elini uzanıp bir yere tutunması gibi tutundu. Kalktı ayağa. Şimdi tay tay duruyor. Düştü düşecek gibi sarsılıyor. Ama etrafındakilere de gülücük saçmayı ihmal etmiyor. 

Hayat evet garip. Ama devam ediyor. Yeniden... O'ndan size merhaba...








Hiç yorum yok:

"Bir Dur Densin"