Dedim ki :

i know all the rules, but the rules do not know me...

"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."




Eylül 17, 2012

Bu da gol değilmiş lan!

Yine döndük dolaştık ve aynı yere geldik ya lan! Pencereden kafamı uzatıp ve belime kadar sarkarak Sadri baba gibi bağırasım geliyor " Bu da mı gol değil lan? Bu da mı gol değil?" Bu işte bir gariplik var hocam. Bazen kendimi şuurunu kaybedip Türkiye'de futbol oynamaya gelmiş Messi olarak görüyorum. Satranç kafası zekiliğinde paslar veriyorum karşımda bunu anlayıp golü çakacak herif yok. Murat'ın da dediği gibi "Canımızı yakarlar!" ve "Bunu yaparken de öyle büyük bir zevk alırlar ki var ya, sen ben dönüp orta hakeme bakmayız bile. Niye biliyor musun? Çünkü o bizim için apaçık bir penaltıdır. Ama onlar oynamaya devam ederler işte. Sen tevazu yaparsın onlar gerçek zannederler. Sen aman efendiliğimi bozmayım onca yaşanmışlık var dersin onlar pısıyorsun zannederler"

Vallaha da billaha da bu işte bir gariplik var hocam. Yoksa hiç bir mantığı ve açıklaması yok gözümde dün ellerinde olan bir şeyin bugün senden çok uzaklarda olmasının. "Hayat" diye de bir şey koymuşlar bu durumun adını. Ve bahanelerin en saçmasını döşemişler önüme "Hayat işte, ne yaparsın" diye. "Hayatın acı gerçekleri kızım" gibi bir de teselli cümlesi bulmuşlar ki akıllara zarar. Bu ne lan? Neyin peşindesiniz siz olm? 

Anlamıyorum aga. Basmıyor benim kafam. Düşündükçe un ufak oluyorum. Kırılıyor bir şeyler içimde. Gözümden yaş aktığını farkediyorum bazen. Halbuki bana sorsan ağlamıyorum o sırada. Hatta ağlamadığıma o kadar eminim ki, aynaya gidip bakmasam ekmek kuran çarpsın diye yemin bile edebilirim ağlamadığıma o derece. 

Şimdi nasıl inanmalı, nasıl güvenmeli yeniden birine bilmiyorum. Ben bir yerde bir şeyleri sanırım yanlış yapıyorum. İyi niyetten hep aga. İyilikten maraz doğar dedikleri böyle bir şey herhalde. Kodlama hatası var benim beynimde. Tanrı beni yaratırken bazı parçaları eksik bırakmış. Karşıma çıkanlar da hep eğlencesine paramparça ettiler beni. Zaten hiç beceremem o tamir işlerini ya, kendimi her toparladığımda hep fazladan 2 vida kaldı avuçlarımda. Eksile eksile de bu hale geldim işte ben. İçim boşaldı artık. Boşlukta yankılanıyor beynimden geçen sesler. Kuru gürültü nedir ben asıl bu sesleri duymaya başladıkça öğrendim.

Şimdi bana diyorlar ki, yeniden başlamalı ve bırakmamalısın kendini. Gelen geçen programıma error verdiriyor sonra reseti yiyen ben oluyorum. Yapmayın lan bozulurum bak,  diyemiyorum. Yakında hurdaya çıkaracaklar ona üzülüyorum.

Ben oturup artık kendime ağlamak istemiyorum lan. Günlerdir sokaklardayım. O bar senin bu bar benim. Rakı muhabbetleri, alışveriş seansları, yeni insanlar, yeni muhabbetler... Olmuyor işte. Kaybolan oyuncağını al bak bulduk diyip aynı oyuncağın yenisini getiren anne babaya "Bu benim oyuncağım değil" der gibi ağlayasım bağırasım ve haykırasım geliyor herkese. Onu da yapamıyorum. 

Kızgınlık mı, şaşkınlık mı, hüzün mü, özlem mi ne olduğunu bilmediğim bir şeyler var içimde. Karman çorman her şey. İçimdeki o mantıklı yan "Topla çabuk o odanı" diyen anne gibi bağırıyor beynimde. Toplamaya gücüm yok. Her şeyi halının altına sürüklüyorum ve işin ilginç yanı bunu yaparken o oluşan dev kütleye gün gelip takılacağımı ve bir yerimi kırana kadar ordan oraya yuvarlanacağımı da biliyorum.

Anlayacağınız bu da gol değilmiş lan. Bu da gol değilmiş. Merhaba, ben hala aynı ben. 

2 yorum:

oeo dedi ki...

eğer halı altına süpürülüp gerekirse imha edilecek şey veya kişiler varsa eminim onlardan değilsiniz, yakından uzaktan inceledim, gayet bi' ayaklarınız yere basıyor yahu.:)

Antartika Konsolosu dedi ki...

benim ayaklarım yere basıyor da bazıları o halıyı hızlıca çekiyor ayaklarımın altından uçar gibi havalanıyorum oysaki en fiyakalısından düşüyorum hepsi bu (:

"Bir Dur Densin"