Uzun zaman oldu yazmayalı... Evdeki internet bağlantımın arıza çıkarması ile bi süre evden bağlanamadım. Ama geri dönüş yazımı dün gece 4e kadar izlediğim bir filmle yapıyorum. Sanırım hayatımın filmini buldum. Ancak sonum filmdeki gibi olsun istemiyorum o ayrı mesele.. (: gerçi düşününce bazen o son bile diğer herşeyden çok daha iyi olabilir ya neyse..
İnto the wild...
Ailesinden, onların yalanlarından, iki yüzlülüklerden, yaşadığı hayattan kaçan ve doğaya sığınan bi gencin hikayesi bu. Henüz 23 yaşında kendini yollara vurma cesaretini gösteriyor. Beş parasız, arabasız... kredi kartlarını kimliklerini kesip atıyor, birikimini ihtiyacı olanlara bağışlıyor ve sadece gidiyor...
Filmi izlerken o kollarını açıp doğaya karşı nefes aldıkça onla beraber aldım ben de derin derin nefeslerimi...
Acaba bir gün ben de onun Alaska'ya gitmek için yola çıktığı gibi, güney kutbuna gitmek için yola çıkabilir miyim? Hiç sanmıyorum.. :( ama en azından karavanımla ordan oraya gidebilirim (:
Christopher Johnson McCandless'ın daha doğrusu onun deyimi ile Alexander Supertramp'in hayatının anlatıldığı filmi mutlakaya izleyin...Ayrıca Eddie Vedder'ın soundtrack albümünü de mutlaka edinin tabi...
“Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır,
bomboş sahillerdeki coşkudadır.
İnsan elinin değmediği bir yerdedir,
denizin diplerinde ve gürlemesindedir.
İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim…” (Lord Byron)
bomboş sahillerdeki coşkudadır.
İnsan elinin değmediği bir yerdedir,
denizin diplerinde ve gürlemesindedir.
İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim…” (Lord Byron)
————————————————————
“Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir..” (Alexander Süperbeduş)
————————————————————
” Denizin tek hüneri şiddetli darbelerdir ve ara sırada olsa, kendini daha güçlü hissetme şansı. Doğrusu, deniz hakkında fazla şey bilmem fakat burada durumun böyle olduğunu biliyorum. Ve yine, hayatta güçlü olmanın çok gerekli değil fakat kendini güçlü hissetmenin önemli olduğunu, en azından bir kere bile olsa kendini tartmanın, bir kere bile olsa kendini, insanın en antik koşullarının içerisinde bulmanın, ellerinizden ve kafanızdan başka size yardım edecek bir şey olmadan kör ve sağır taşla tek başına yüzleşmenin gerektiğini, biliyorum.“
———————————————————–
“Eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bunu tüm çevremize yaydı. O her şeyde mevcut. Tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. İnsanlar sadece, bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler.”
———————————————————–



4 yorum:
İlginç bir filme benziyor. Gerçek bir hikayeden uyarlanması ise benim için daha da ilginç yapıyor filmi.
"Hayatımın filmini buldum" diyebiliyorsan gerçekten izlemeye değeceğini düşünüyorum. İlk fırsatta izleyeceğim :)
mutlaka izle. belki benim kurduğum hayallerden dolayı bu filme bu kadar yakınlık hissettim. aha lan ben de böyle yapardım dediğim şeyler oldu. belki sana o kadar cazip gelmez ama ben izlerken özellikle sonunda çok duygulandım (:
görsel bi şölendi bu film
hiç bitmesin istemiştim
ben de, arada bir tekrar açıp izliyorum bu filmi (:
Yorum Gönder