Bundan 2 sene önce bir yaz akşamıydı. Adalarda geçirilmiş güzel bir günün ardından Fenerbahçe Parkında ayaklarımı uzatmış bu sefer adaları karşıma almış günün bitmesini seyrediyordum. Sanki tek başıma bunları yapıyormuşum edasıyla konuştuğumun farkındayım (: Sadece 2 sene sonra aslında o an ne kadar yalnız olduğumu farkettiğimden (belki de anladığımdan) böyle konuşuyorum...
Zaten konu benim oturduğum o demirden masanın etrafında olanlar değil... Yan taraftaki masanın etrafında olanlar. O masada olup bana yansıyanlar...
Güneş henüz batmamıştı. Orta yaşlarını çoktan aştıkları belli bir çift geldi. Adam elindeki piknik sepetini yavaşça masanın yanındaki oturak kısmına koydu. Kadın sepeti açarak içinden bir masa örtüsü çıkarttı. Zaten başımın o yaslandığı omuzdan kalkarak, gözlerimin onlara doğru daha fazla kayması; o örtünün havada bir güzel edayla süzülüp masanın üstüne konmasındandı... Sonra kadın sepeti masaya koydu. İçinden kapaklı saklama kapları çıkarıp dizmeye başladı. Adam da ona yardım ediyor kapakları açıp masayı hazırlıyordu... Ufak bir şişe de çıkardı hatta, belli ki biraz da piyiz durumu vardı. Kadın tabakları çıkardı sonra. Önce bir tanesini koydu kendi bulunduğu kısma. Sonra diğer tabağı elinde tutup ilk koyduğu tabağın yanına koydu, sonra kararsızca karşısına ve sonra yine diğer tabağın yanına... Adam "yerleşemedin" diyerek gülümsedi. Kadın "Sıkışmayalım diye karşıya koydum ama manzaraya arkanı dönmüş olacaksın" dedi. Adam elindeki şişeyi kenara koyup tabağı kaldırdı ve diğer tabağın karşısına koydu. "Benim ömrümdeki en güzel manzaram bunca yıldır sensin. Burdaki manzaraya sırtımı dönüp oturmuşum çok mu?" dedi...
Dedi ya... Sanki bana demiş gibi gülümseyerek hatırlıyorum hala.
Bizimle ettikleri o küçük sohbet... O belki de gönülleri kadar zengin olmayan ama gönülleri kadar sıcak sofralarına davet etmeleri... O gün hala aklımda... Masalarına oturup rahatsız etmedik tabiki. Usulca teşekkür edip kalktık. Başbaşa bırakmaktı belki de niyetimiz o yıllanmış ama taptaze aşkın ikilisini.
Bir de aklımda kalan o amcanın "Allah size de böyle bir aşk ve eş nasip etsin. Hep şimdiki gibi mutlu olun" dediği...
Ordan kalktıktan sonra hiç sormadım yanımdakine biz de günün birinde böyle olabilecek miyiz diye. Cevabını bildiğim bir soruyu sormanın ne kadar anlamsız olduğunu bildiğimdendi belki de... Ki bana sorsan yanımdaki, amcanın bizim için dilediği o aşk ve eşti...
Yıllar geçti işte. 2007nin sıcak bir yaz akşamında kaldı her şey. Çok şeyi unuttum şimdi. Çok savaşlar verdim, çok yaralar aldım, çok ağladım, çok pes ettim, vazgeçtim, bazen de çok fazla şeyi kabullendim...
Ama o amcanın sözleri, o teyzenin genç kız edasıyla gülümsemesi... Hiç unutmadım.
Günün birinde benzer bir manzarada huzuru bulacağıma geçen yaz inanmazdım ama bu yaz inanıyorum... (:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder